
İlişkilerimizde sürekli aynı döngülere giriyor muyuz? Hep terk edilen, çok seven, az değer gören, fazla veren ya da uzak duran mı oluyoruz? “Yine aynı tip”, “Yine olmadı” dememize neden olan bu tekrarlar tesadüf değil; çoğunlukla çocuklukta şekillenen bağlanma stilimizin bir sonucudur.
Psikolog Mary Ainsworth ve John Bowlby’nin kuramlaştırdığı bağlanma teorisi, bireylerin bebeklikten itibaren geliştirdiği bağlanma şekillerinin, yetişkinlikteki romantik ilişkilerine de yansıdığını ileri sürer (Bowlby, 1988). Bu yazıda, bağlanma stillerini detaylı şekilde inceleyip neden aynı kalıplarda insanları seçtiğimizi psikolojik düzeyde açıklıyoruz.
Bağlanma Kuramı Nedir?
Bağlanma kuramı, bireyin birincil bakım vereniyle (genellikle anne) olan ilişkisi sonucu geliştirdiği güvenlik algısına dayanır. Bu ilk ilişki modeli, bireyin ileriki hayatında “yakınlık”, “güven”, “terk edilme” gibi konulara nasıl yaklaştığını belirler.
Bağlanma stilleri genellikle üç ana grupta incelenir:
1- Güvenli Bağlanma
2- Kaygılı (Endişeli) Bağlanma
3- Kaçıngan Bağlanma
(Yeni sınıflamalarda ayrıca dağınık/karmaşık bağlanma da yer alır.)
Güvenli Bağlanma
Güvenli bağlanan bireyler, hem kendilerine hem de başkalarına güven duyabilir. Yakınlık onlar için tehdit değildir. Ne çok yapışkan ne de çok mesafelidirler.
Güvenli bağlanan kişiler şunları söyler:
“İlişkideyken kendimi rahat ve güvende hissediyorum.”
Bu bireyler, sınırlarını koruyabilir ve partnerinin de özgürlük alanına saygı gösterir.
Kaygılı Bağlanma
Kaygılı bağlanan kişiler, sürekli terk edilme korkusu yaşar. Sevgiye ve onaya aşırı ihtiyaç duyarlar. İlişkilerinde çok fazla verir, az alır; buna rağmen sevilmeye doyamazlar.
Yaygın düşünceler:
“Beni gerçekten seviyor mu?”
“Neden mesaj atmadı? Kesin bir şey oldu.”
Bu bireyler genellikle duygusal mesafeli ya da bağlanma sorunu yaşayan partnerleri seçerler. Bilinçsizce geçmişteki anne-baba rollerini yeniden sahnelerler.
Kaçıngan Bağlanma
Kaçıngan bağlananlar, bağımlı olmaktan korkar. Yakın ilişkilerde sınır ihlali yaşayacaklarını düşünür ve çoğu zaman mesafeli kalmayı tercih ederler. Bağlanma arzusu duymalarına rağmen, bunu tehdit olarak algılarlar.
İfade tarzları:
“Kimseye gerçekten güvenemem.”
“İlişkiler fazla karmaşık. Kendi başıma daha rahatım.”
Kaçıngan bireyler genellikle kaygılı bağlananlarla birlikte olur. Bu durum her iki taraf için de tatmin edici olmayan bir döngü yaratır (Levine & Heller, 2010).
Neden Sürekli Aynı Tip İnsanları Seçiyoruz?
Bilinçli olarak farklı insanlar seçmeye çalışsak bile, bilinçdışımız bizi tanıdık olan tarafa çeker. Çocuklukta oluşturduğumuz bağlanma modeli, bizim “aşk” tanımımızın temelidir. Bu nedenle, bize acı verse bile tanıdık gelen ilişki dinamiklerine yöneliriz.
“Tanıdık olan, çoğu zaman sağlıklı olandan güçlüdür.”
— Levine & Heller, 2010
Yani bir kişi “beni ihmal eden” bir ebeveyne sahipse, yetişkinlikte bu boşluğu doldurmak için ilgisiz partnerlere yönelme eğiliminde olabilir.
Bağlanma Stilinizi Nasıl Dönüştürebilirsiniz?
Farkındalık Kazanın: Bağlanma stilinizi tanımak, döngüleri kırmanın ilk adımıdır.
Geçmişle Yüzleşin: Çocukluk deneyimlerinizin bugünkü ilişkilerinizi nasıl etkilediğini keşfedin.
Terapi Alın: Bağlanma stilleri zamanla değişebilir. Güvenli bağlanma, terapi süreciyle geliştirilebilir (Wallin, 2007).
Sınırlar Öğrenin: Ne sizin çok fazla vermeniz, ne de kendinizi tamamen kapatmanız sağlıklı değildir.
Sağlıklı Modelleri Gözlemleyin: Sağlıklı ilişki modelleriyle çevrelenmek, güvenli bağlanmayı içselleştirmeyi kolaylaştırır.
Sonuç
Romantik ilişkilerimizde sürekli aynı döngüleri yaşıyorsak, bunun nedeni karşımızdaki kişiler değil, içsel bağlanma haritamız olabilir. Kendimizi tanımak ve bu döngüleri fark etmek, bizi daha sağlıklı, daha doyurucu ilişkilere taşır. Çünkü aşk, yalnızca duygusal bir deneyim değil, aynı zamanda psikolojik bir kalıptır. Bu kalıp değiştirilebilir.
Kaynakça:
Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.
Levine, A., & Heller, R. (2010). Attached: The New Science of Adult Attachment and How It Can Help You Find – and Keep – Love. Penguin Publishing Group.
Wallin, D. J. (2007). Attachment in Psychotherapy. Guilford Press
💬 Yorumlar